Hayatı iş ve performans olarak algılıyoruz.

Hayatı iş ve performans olarak algılıyoruz.

Byung-Chul Han

13 yıldır devlette çalışıyorum. İş Ahlakına sahip olduğumu düşünüyorum. Verilen işi yap, üret ,çalış çalış yetmez daha çalış.. Sen çalışmıyorsun daha çok çalış.. İşin ucunu ben mi kaçırdım başka insanlar bilmiyorum. Bendeki “İş Ahlakı” “Tükenmişlik Sendromuna” döndü.

Byung-Chul-Han karşıma çıktı sonra. “Yorgunluk Toplumu” bu benim. “Tefekkür Yaşamı” bu da olmak istediğim bir kavramdı tam zamanında karşıma çıktı. Han’ın dili bana bazen fazla gelebiliyor kavramlar özellikle. 60 sayfalık kitaplar uzun zamanını alabiliyor. Ama okudum. Disiplin Toplumunda (benim yaş -40- grubumun küçüklüğü) Performans Toplumuna geçtiğimizi söylüyor. Bu toplumda otoriteye gerek yoktur insan kendi kendini yer. Daha çok çalışmalıyım, üretmeliyim, boş zamanım olmamalı, hayatı kaçırmamalıyım.. ve insan kendi kendini büyük bir pozitiflikle tükettiği, kendinin gardiyanı olduğu için kendine karşı bir koruma kalkanı geliştiremiyor.

Tefekkür Yaşamından ziyade aktif olmaya çalışıyor. Zihin can sıkıntısı yaşamamak istiyor. Halbuki can sıkıntısı ruhun dinlenmesidir diyor.

Belki de insan önce kendine bağışıklık kazanması gerekiyordur. En büyük hikayeyi insan hep kendine karşı yazıyor.

Bendeki Tükenmişlik Sendromu benim ve toplumla ilgili olan bir sorun. Toplumla ilgili kısmı “Çürümenin Kitabı” okuduğumda çözerim belki. Orda bencilleşen insanların kendi çıkarları uğruna yaptıklarını bulabilirim diye düşünüyorum. Ama onu Temmuz ayında okumak istiyorum. Şimdiki maceram kitaplıktaki kalın bir kitap çıkarıp yerine yenilerini yerleştirmek..


Yorum bırakın