Kendi kendime düşünce

Kendimi hiçbir kendime ait bir manifest oluşturacak kadar bilgi sahibi hissetmedim. Oturup bir şeyler anlatmak benim için kendimi yetersiz bulduğum bir alandı.

Hala bir manifestom yok. Hala kendimi bu satırları yazacak, insanlara bir bakış açısı kazandıracak, onlara ilham olacak bir kişi olarak görmüyorum. Ama bunun kaynağı benim bilgisizliğimden çok benim bildikçe daha cahil kalmamdan kaynaklandığını anladım. Büyük bir ego ile yazıyor gibi bir cümle oldu. Bak bak ..

Bir aralık vardır ya öğrendikçe kibir sahibi olursun biraz daha öğrendikçe bilgisiz. Ben o kibir kısmını geçtim sanırım. Hiç sahip oldum mu eminde değilim açıkçası. Çünkü sanırım benim için herkesten ve her şeyden alınacak bilgi hep kıymetli olmuştur. O yüzden bir ortamda insanları dinlemek onları anlamak, bir kitabı kalitesini sorgulamadan okumak, bir bilgi için kaynağını sorgulamak.. bunlar benim bilgi kapasitemi geliştirdi sanırım. Ama konuşarak kendimi ifade etmeyi hala sevmem. Çünkü konuşarak insanların beni dinlediklerini çok düşünmüyorum. Çünkü toplumsal olarak dinlememek üzerine yaşıyoruz. Sussa da sosyal medyaya dönsek. Ya da ben zaten her şeyi bilirim bakım biliyorum ne dinlicem. Konuyu kendime çevirmeliyim çünkü ben ve ben ve ben tabiki dinlenmeye değeriz.

O yüzden konuşmayı çok sevmiyorum. Her insanla konuşmamda. Tabi bir de konuştuğum zamanda bunun çok acısını çektim. Evet kabul ediyorum güven problemim var. Bu başka bir yazının konusu olabilir belki de olmaz. Geçmişte kalmamakta lazım sonuçta.

Konuyu dalandırup budaklandırma konusunda iyiyimdir. Bilmekten girdim, dinlememekten çıktım. Ve tabi travmalarıma kadar geldim. Çünkü gelmeliydi travmalarımda bana çok şey öğretti. İnsanları öğretti insanların dinlemediğini öğretti. Ve yetersiz olan bilgi kapasiteme ekleme yaptı. Kendime yaklaştırdı. Kendine yaklaşınca insan ama bencilce değil sadece dünya da o varmışca değil. Kendine yaklaşınca insan daha çok biliyor ve sorguluyor. Kolum ağrırken vücudumun hangi hareketinin, duruşunun bunu yaptığını öğrendim. Stresi yönetirken yazmanın, üretmenin strese iyi geldiğini öğrendim. İnsanların arkamdan dedikodu yapmasının benimle ilgi olmadığını öğrendim. Onların kendilerini ön plana çıkarma çabaları olduğunu öğrendim. Ama hala bilmiyorum.


Yorum bırakın