Yazılarım
-

Evin kirinden pisinden o kadar bıkmıştı ki. Evin içerisinde sürekli koşturma halinde “orası kirlendi, burası pislendi” diye geziyordu. Masanın üstündeki görünmeyen tozu parmaklarıyla hissedebiliyordu. Camdaki lekeleri ışıktan görünmüyordu yalnızca. Sonuçta evdeydi ve evdeyken evin temiz olması gerekiyordu. Her yerin parlaması lazımdı. Yerde bir saç, masada bir toz, mutfakta bir damla yağ sıçraması olmamalıydı. Olamazdı. Arkadaşları
-

Babam, 22 yıl geçti. Unutuyor muyum seni? Sesini unuttum mu? Kokunu hatırlıyor muyum? Bilmiyorum. Fotoğrafların var sadece elimde. Ses kaydın… Elvis Presley kasetinin üstüne kaydedilmiş. O da çok kısa. Geri sararken bozulur diye açıp da dinleyemiyorum. Video kaydın var bir tek; o da başkasının düğününde. Sırayla çekilen kafalar. Sana ait, sana özel bir görüntün yok
-

13 yıldır memur olarak çalışmama rağmen yolculuğumun hangi yöne doğru olacağını kestiremiyorum. Hayatımın bir döneminde istifa edip başka bir alana kaymam gerektiğini düşünüyorum. Bu alanımda kötü, başarısız (oldukça başarılıyım) olduğum için değil, sistemin artık beni ve benim gibi insanları sömürdüğü için yapmak istiyorum. Hayatımda bir düzen olması zihnimin durulmasını sağlıyor. İyi bir uyku, gün ışığını
-

Hayatı iş ve performans olarak algılıyoruz. Byung-Chul Han 13 yıldır devlette çalışıyorum. İş Ahlakına sahip olduğumu düşünüyorum. Verilen işi yap, üret ,çalış çalış yetmez daha çalış.. Sen çalışmıyorsun daha çok çalış.. İşin ucunu ben mi kaçırdım başka insanlar bilmiyorum. Bendeki “İş Ahlakı” “Tükenmişlik Sendromuna” döndü. Byung-Chul-Han karşıma çıktı sonra. “Yorgunluk Toplumu” bu benim. “Tefekkür Yaşamı”
-

Bugün Babalar Günü.Ben babamla en son 2003 yılında kutlamış olmalıyım bugünü — ama hiç hatırlamıyorum. O sene liseden mezun olmuştum, ÖSYM’ye girmiştim.Babamın son fotoğrafı benim mezuniyetimde zaten.Ondan sonra teyzemin kızının yanına gitmiştik.Geldikten sonra babam bir ihaleye gitmek için Adapazarı mıydı, Adana mıydı, hatırlamıyorum artık.İki farklı ile gitmişti, iki gün içerisinde.Ankara’ya dönerken beni aramıştı.Ben görmedim.Konuşma şansımı
-

Instagram ve siteyi kitap okumadığım için bırakmadım.Takipçi kazanmak için uygun olmadığım için aslında bıraktım. Bir kahve kitap, deniz ve kitap, balkon manzara ve kitap, ojeli el ve kitap. bunları yapmak zor değildi belki ama ben değildim. Ben koltuğun aynı köşesinde tuhaf şekillerde kitap okurum. Akşam iş dönüşü boşluk anlarında Ben buyum sosyal medyada beni sıradan
-

Ben bir kitap gezerim. Geceleri etrafta bulunan herhangi bir kitabın içerisine girer, orda var olurum. Kulağa uçuk bir fikir gibi geldiğinin farkındayım. Bir kafa doktoruna görün dendiğini duyuyor gibiyim. İnanın, onu da yaptım. Ben normal insanlar gibi rüya görmüyorum. Kitapların içini görüyorum. Bu bir lanet mi, yoksa bir lütuf mu, bazen benim de kafam karışıyor.
-

ARİSTOKRAT’IN GÜNLÜĞÜ Bugün yine her zamanki gibi işlerimi yapmak için erkenden uyandım. Evimin penceresinden dışarıya baktım. Sonra köşeme geçtim ve meditasyonumu yaptım. Her sabah yaptığım gibi, suyun akışıyla birlikte nefesimi düzenledim. Çalışanım daha kalkmamıştı. Kahvaltım henüz hazır değildi ve bu hiç hoş değildi. Meditasyonum boşuna gidecekti, sinirlenmemem lazım. Çalışanımdan hiç memnun değilim. Her şeyi kafasına
-

Çok sıcak bir yaz günü. Öğle sıcağı en az 38 derece olmalı dışarısı. Dışarı çıkma düşüncesi bile insanı terletmeye yetiyor. Ben hiç yaz insanı değilimdir. Sıcak hava sanki 50 kilo daha ekliyor üstüme ve hareket etmemi zor hale getiriyor. Bu yüzden, bu bunaltıcı havada yapılabilecek en güzel şeyi yapmaya karar veriyorum: koltuğa yayılmak. Kendimi koltuğun