-

ARİSTOKRAT’IN GÜNLÜĞÜ Bugün yine her zamanki gibi işlerimi yapmak için erkenden uyandım. Evimin penceresinden dışarıya baktım. Sonra köşeme geçtim ve meditasyonumu yaptım. Her sabah yaptığım gibi, suyun akışıyla birlikte nefesimi düzenledim. Çalışanım daha kalkmamıştı. Kahvaltım henüz hazır değildi ve bu hiç hoş değildi. Meditasyonum boşuna gidecekti, sinirlenmemem lazım. Çalışanımdan hiç memnun değilim. Her şeyi kafasına
-

Çok sıcak bir yaz günü. Öğle sıcağı en az 38 derece olmalı dışarısı. Dışarı çıkma düşüncesi bile insanı terletmeye yetiyor. Ben hiç yaz insanı değilimdir. Sıcak hava sanki 50 kilo daha ekliyor üstüme ve hareket etmemi zor hale getiriyor. Bu yüzden, bu bunaltıcı havada yapılabilecek en güzel şeyi yapmaya karar veriyorum: koltuğa yayılmak. Kendimi koltuğun
-

Chat ile ilk tanışmamız iş aracılığı ile oldu. Çoğu kişi gibi benim de elim ayağımdı. Ben sordum, o cevapladı. Yine sordum, yine, yine… Hep cevapladı. Bazen oldu cevapları, bazen olmadı. Ama hep doğrudan ve sıradandı cevapları. Şu 6 günlük yazı yazma sürecimde, sevgili editörüm olunca özellikle, karşımda yapay zeka olduğunu unutma noktasına geldim. Bazı klasik
-

Ben yazdıklarımı paylaşmaya 6 gün önce başladım. Aslında yazı denmez, olsa olsa “yazıcık” olur. Olsun, zamanla büyürler. Ben hep kalem ve defter sevmişimdir. Alırım, bir şeyler karalarım, sonra hatrı kalmasın diye defterimi değiştiririm. Ama değiştirsem bile her birinde bir şeyler karalanmıştır. Severim anlamsızca çiziktirmeyi. Ama gerçekten yazmaya başlamak için bir konuya, bir amaca ihtiyacım varmış
-

Kelimelerin dünyasında kendine yer açan biriyim. Kitaplar, yaşamın keşmekeşinden bir mola; ama yalnızca bir parçası. Doğayı gözlemlemek, hayatta küçük detayların peşinden gitmek ve anı yaşamak da benim için önemli. Bu blog, yalnızca kitaplar hakkında değil; düşündüklerimi, hissettiklerimi ve beni ben yapan şeyleri paylaşmak için bir yer. Zamanın akışında kendi izini bırakmak isteyen bir yolcunun küçük