• Yeni Bir Cuma Bölüm 5: Yine Gel

    Ne yaşamıştım ben? Zihnimde, rüyamda ya da gerçekte. Belli bir süre boşluğa baktım. Oturduğum yerde. Neyi nereye yerleştireceğimi bilemedim. Aklıma maket bıçağı geldi. Elimde değildi. Telefonlukta da yoktu. Heyecanlandım. Gerçek miydi? Bunu birine anlatmalıydım; içim içime sığmıyordu. Saat geç olmuştu. Yine unuttum gelince saate bakmayı. Gelince… Gelmiş miydim ki? Fiziksel olarak gitmiş miydim? Tabii ya,…

    Daha fazlası için →

  • Yeni Bir Cuma Bölüm 4: İlerlemek

    Temkinli adımlarla ileriye doğru adım attım. Bir gözüm hep arkamda. Bir adım, bir adım daha. Ne bir boşluğa düştüm ne de bir yere kafamı çarptım. Gerçek hayatta ne yaptığımı hâlâ merak ediyorum. Bir daha akıllı saatimi takacağım. Bir daha olacağından da eminim. Olaya bak. Yürüdükçe rahatlamaya başladım. Kuş sesleri varmış: çıçıçıçı… İleride ağaçlar, geride ağaçlar,…

    Daha fazlası için →

  • Yeni Bir Cuma Bölüm 3: Keşif

    Yine aynı açıklıktaydım. Ağaçlar buradaydı. Çeşit çeşit. Öncekiyle aynı ağaçlar mıydı, hatırlayamadım. Ağaç türleri, geliştirmem gereken bir alan. Sakin olmaya çalıştım. Elimde maket bıçağı hâlâ vardı. Rüyama bıçağımı alıp geldim. Ne yapabilirim bıçakla? Elimi ya da ağaçları kesemem. Ağaç hastaysa belki ama onu da anlamam zaten. Aklıma dâhiyane olmayan bir fikir geldi. Maket bıçağını gördüğüm…

    Daha fazlası için →

  • Yeni Bir Cuma Bölüm 2 : Rutinler

    Bölüm 2 Ne olmuştu acaba? Yürürken hiç uyuya kalmadım. Gerçi bir kere yorgunluktan otobüste ayakta uyumak üzereydim. Ama üzereydim, uyumadım. Düşüp kafamı çarptım desem… Bu kadar özenli düşmemişimdir. Bağdaş kurarak kim yere düşer? En olası neden, zihnimin bana oyun oynamasıydı. Bunca yılın memuriyeti, sürekli memnuniyetsizliği… Olacağı buydu. Ee, ne yapalım? Fiziksel olarak bakarsak göz bebeklerim…

    Daha fazlası için →

  • Yeni Bir Cuma Bölüm 1: Koridordaki Işık

    Bölüm 1 Cuma günlerini iple çekerim. Cuma akşamları favorimdir. Tüm o iş günlerinin stresi, o her günün aynılığı, cuma akşamı ile farklılaşır. Cuma günleri sanki bir eşik atlanıyordur. İşten eve gelinir; bu rutin. Yemek yapılır; bu da rutin. Televizyon karşısına geçilir; bak, bu da rutin. Farklı olan ne mi? O akşam, diğer akşamlardan daha uzundur…

    Daha fazlası için →

  • BİR PODCAST’E ÖVGÜ

    Ben çok dinleme ve izleme insanı değilim. Dinleyip izlerim ama buna ekstra vakit ayırmıyorum. Dinleme işlemini denedim ama evde iş yaparken sesli kitap dinliyordum, çok da iyi oluyordu. Sonra evde yaptığım işlerin büyüklüğü azaldı. Büyük şehirlerdeki gibi uzun bir yolum da yok işe giderken. Kitabı açıp bir bölüm bile dinlemiyorum. İş yerinde iş yaparken dinleyeyim…

    Daha fazlası için →

  • Kendi kendime düşünce

    Kendimi hiçbir kendime ait bir manifest oluşturacak kadar bilgi sahibi hissetmedim. Oturup bir şeyler anlatmak benim için kendimi yetersiz bulduğum bir alandı. Hala bir manifestom yok. Hala kendimi bu satırları yazacak, insanlara bir bakış açısı kazandıracak, onlara ilham olacak bir kişi olarak görmüyorum. Ama bunun kaynağı benim bilgisizliğimden çok benim bildikçe daha cahil kalmamdan kaynaklandığını…

    Daha fazlası için →

  • Defterlerimi Beklerken

    Defterlerimi Beklerken

    Yeni yıl yeni planlar.. Her senenin sonunda olduğu gibi yeni yıla özel planlar ortaya çıkıyor. Benim planım defter tutmak. Defter almayı çok severim. Çok fazla defter ve kalemim var. Hep başlayıp yarım bıraktığımda bir çok defterim var. Daha önce de bahsetmiştim. Hep aynı cümle ile başlarım defterime… Sana hep yazacağım sen farklın anlamında bir çok…

    Daha fazlası için →

  • 40!

    40!

    40 yaşıma geldim…39’da kalamazdım zaten sonsuza kadar.40 yılıma ne hayatlar sığdırdım.Hayatın acısını da gördüm, sevgisini de tattım.Tek başıma güçlü kalmak için de çok yoruldum,anlaşılmak, anlatmak için de çok yoruldum. Ama ben yine ben oldum.Kendimi bildiğim bir 40’ın içine girdim.Ve bugün büyük bir zenginliğin içindeyim.

    Daha fazlası için →

  • Hey Robot!

    Hey Robot!

    Evin kirinden pisinden o kadar bıkmıştı ki. Evin içerisinde sürekli koşturma halinde “orası kirlendi, burası pislendi” diye geziyordu. Masanın üstündeki görünmeyen tozu parmaklarıyla hissedebiliyordu. Camdaki lekeleri ışıktan görünmüyordu yalnızca. Sonuçta evdeydi ve evdeyken evin temiz olması gerekiyordu. Her yerin parlaması lazımdı. Yerde bir saç, masada bir toz, mutfakta bir damla yağ sıçraması olmamalıydı. Olamazdı. Arkadaşları…

    Daha fazlası için →