Narrow stone corridor with sunlight at the end revealing a green garden and distant hills

Yeni bir cuma..

Cuma günlerini iple çekerim. Cuma akşamları favorimdir. Tüm o iş günlerinin stresi, o her günün aynılığı, cuma akşamı ile farklılaşır. Cuma günleri sanki bir eşik atlanıyordur.

İşten eve gelinir; bu rutin. Yemek yapılır; bu da rutin. Televizyon karşısına geçilir; bak, bu da rutin. Farklı olan ne mi? O akşam, diğer akşamlardan daha uzundur ama sonsuz değil. O akşam, başka dünyalara geçiş akşamıdır.

Televizyon kapatılır. Işıklar söner. Salon kapısından yatak odasına geçen koridor artık odaya varmaz; başka bir dünya olan Karlana’ya varır.

Karlana, hep baharın ilk günü. Ne sıcak ne soğuk hava. Taze çiçek kokulu bir hayat. Hem su hem yeşillik. Hem neon hem gökyüzü.

Evet, Narnia Günlükleri gibi ve evet, tüm fantastik kitaplar gibi. En iyisi en baştan anlatmak.

Yine tüm terelellilerim ile eve gelmiştim. İnsanların işini düzgün yapmadığı için sorumluluk duygusu fazla olanların onlar adına da çalıştığı yerlerden benim işim.

Tüm yüküyle eve geliyorum her akşam. Tek teselli hafta sonu tatili. Tatil günlerinin o dinginliği. Rutinleri yerine getirdim yine o gün de. Rutin bitiminde uyumak için odama gidiyordum. Odam ile salon arası uzun bir koridor; tek kıvrımı var. Kıvrımı geçince odamda bir ışık gördüm. Hangi komşu bu kadar parlak ışığı cama tutar? Hiç mi saygı kalmadı canım? Hemen yine bir isyan patlattım. Nasıl uyuyacaktım ki sonuçta, değil mi? Işığa doğru gittim. Kimse ışığa hayır diyemez. Işığın içine girdim.

Vardığım yer odam değildi. Evin soğuğundan uzak, ılık bir havaydı. Hani bilirsiniz, çiçek kokar etraf. İnsanın içinde anlamsız bir umut yeşerir. “Bugün,” dedirtir, “bugün her şey güzel olacak.” Güneş gözü almaz, rüzgâr rahatsız etmez. Ben ilk gökyüzüne baktım. Başkaları neye bakardı bilmem. Ben gökyüzüne baktım. Hafif bulutlu, masmavi. Sonra yavaş yavaş göz hizama indim. Ağaçlar gördüm; kiraz, erik ağaçları. Diğerlerinin türünü tanımadığım için bilmiyordum. Farklı farklı birçok ağaç. Ben ağaçların içinde küçük bir açıklıktaydım.

Durdum. Buraya nasıl geldim? Nereden geldim? Eee, tabii rüya bu ama ne zaman yattım? Kendini uyanmaya zorlama, sonra yılıp korkma. Terlemeye eşlik eden kalp çarpıntısı. Bir ağaca yaslanıp kendimi güvene aldım. Saat mi, dakika mı geçti bilmiyorum. Pembe bulutları gördüm; bir süre sonra hava karardı ve ben odamın eşiğinde, yerde oturuyordum.


Yorum bırakın